Aşırı Protein Tüketmek Sağlığa Zararlı mıdır?

   2020 Tarihli Haber
  Ekleyen : Yazar
  Yorum Yok

Protein; beslenme, diyet ve fitness dünyasında çok fazla fikir ayrılığına sebep olan bir kavramdır. Bazı uzmanlar yeterli protein alınmadığında, güzel bir fiziğe ulaşmanın imkânsız olduğunu, bazıları da yüksek dozlarda proteinin tüketmenin son derece sağlıksız olduğunu belirtmektedirler. Hatta fazla protein almanın hastalıklara ve çok daha fazlası olumuz koşullara neden olduğunu iddia etmektedirler. Belki de çok fazla proteine karşı olanların katı vejetaryen hatta vegan diyet disiplinlerine büyük ölçüde bağlı oldukları söylemek mümkündür. Bu, vejeteryanların ve veganların yaşam seçimlerinde yanlış olduğu anlamına gelmemektedir. Farklı diyetler farklı kişiler için çalışmaktadır ve bu yaşam tarzına birçok sağlık faydası bulunmaktadır. Ancak, bu çok hararetli olarak tartışılan bir konu olduğu için, doğru bilgilerle bilinçlenilmesi gereken bir durumdur.

Peki aşırı protein almak gerçekten sağlık için zararlı mıdır?

Bu sorunun cevabını öncelikle düz mantıkla vermek gerekir ve bilindiği gibi her şeyin fazlası zarardır. Yaşamın her alanında ılımlılık ve denge oldukça önemlidir. Sağlıklı düzeylerde protein tüketmek için öncelikle proteinin vücut için gerçekte ne işlev gördüğünü bilmek gerekir. Beslenme söz konusu olduğunda, vücudun temelde ihtiyaç duyduğu üç şey vardır. Bunlar elektro kimyasal düzenleme için yakıt, ham madde ve vitamin kompleksleridir. İkincisi çeşitli kaynaklardan ve gıda gruplarından gelirken, bunlar genellikle daha spesifik kaynaklardan gelmektedir. Yakıt karbonhidratlar ve şekerler şeklinde gelmektedir ve yaşamak için bunlara ihtiyaç duyulmaktadır. Herhangi bir karbonhidrat veya glukozamin bileşiğine sahip olmaya gerek olmadığını söyleyen herhangi bir diyet muhtemelen doğru bir fikir değildir.
Aşırı şekerler ve karbonhidratlarla ilgili sorun, vücudun kısa sürede yanmadığı, rezerv – yağ olarak saklanmasıdır. Bu yüzden bu kaloriler yakılmadığı takdirde tatlılar ve nişastalar kilo problemlerine neden olabilmektedir. Protein, bazen sınırlı bir yakıt olarak yakılmaktadır ve bu yağ-enerji depolama sisteminde bileşikler olarak kullanılan lipitler öncelikle bir yapı malzemesi olarak kullanılmaktadır. Diğer tüm makineler gibi parçalar yıpranır ve bu parçalar değiştirilmelidir. Temelde vücudun kendisini onarması ve daha fazla kas yapmak için protein alınması gerekiyor.

Protein Kaynakları

Protein kaynaklarının bazı potansiyel sağlık riskleri olduğu bilinmektedir. Yağlı kırmızı etler veya yumurta sarısı, sağladıkları protein nedeniyle değil, onlarla birlikte gelen yağ asitleri ve lipit kompleksleri nedeniyle kötüdür. Bunlar, aşırı karbonhidrat alımını depolayan ve kolesterol gibi şeylere neden olan aynı sistem tarafından saklanabilmektedir.
Yumurta akı, deniz ürünleri, daha az yağlı süt ve yağsız kümes hayvanları gibi yağsız proteinlerin, mevcut ağır koşulları olmayan kişiler için çok az sağlık riski bulunmaktadır. Yine de, bazen pastırma veya kalın sulu bir biftek yemenin kişiyi öldürmeyeceğini bilmek önemlidir. Aslında, kırmızı et demirini (birçok fasulye yerine koyabilir) veya domuz eti gibi bir şeyin yağ bileşiklerini ortadan kaldıramak mümkün değildir, çünkü vücudun bunların bazı seviyelerine ihtiyacı bulunmaktadır.

Protein Üzerine Söylenen Mitler

Protein hakkındaki en büyük efsanelerden biri, fazlalığın osteoporoza neden olabilmesidir. İddiaya göre, vücutta ki birçok proteinden gelen asit yükü, kemiklerin kalsiyum çürümesine neden olmasıdır. Bazı çalışmalar, bu semptomların düşük düzeyde, kısa süreli olarak ortaya çıkabileceğini, ancak osteoporoz gibi iskelet sorunlarına yol açabilecek sürekli, semptomatik düzeyde olmadığını göstermiştir. Protein ve beraberinde gelen lipit bileşiklerinin bazıları kemik, diş, saç ve tırnak sağlığı için iyi miktarda kalsiyum alımının yanı sıra kritiktir.
Diğer büyük mit, proteinin böbreklerde zorlanmaya neden olabileceğidir. Buradaki endişe, böbrekler üzerinde artan bir iş yüküne neden olmasıdır. Küçük bir artışa neden olabilmektedir, ancak mevcut böbrek hastalığı olmayan kişilerde endişe yaratacak kadar artışa neden olmaz. Böbrekler zaten vücuttaki en zor çalışan organdır ve kanın % 20’sine kadar herhangi bir zamanda doşalıma girer. Proteinin böbrek problemlerine neden olabileceği iddialarını destekleyen hiçbir bilgi yoktur. Yüksek tansiyon, yeterli su alımının olmaması, alkol ve farmasötik suistimal gibi şeyler tipik olarak gerçek suçlulardır.